Bekleyiş       ;

Bir yazı yazmaya başlandığında konu genel hatlarıyla belli olsa da. Başlangıç kelimeleri bir patlama şeklinde olur bende. Pek düşünmem, “içimden geldiği gibi” dememin sebebi de budur zaten. Yazı yazmak dünyanın en keyifli işlerinden biridir, eğer ne yaptığının farkındaysan… Yazı, icadından itibaren tüm insanoğlunu geri dönülemez bir biçimde değiştirmiştir. Yaşadıklarımız sıcak nefes gibi yok olurken. Akılda kalanlar yazılırsa, ölümsüzleşir.

İşte bu yüzden yazı yazmayı öneriyorum. Evet okumak önemli ama yazmak daha da önemli. “Okumada” özne birey olsa da “yazmada” özne toplum ve insanoğlu oluverir bir anda. Önemi artar. Dağılır çünkü paylaşılır çoğalır artar. Önemi gibi.

Görüş          ;

Peki insan ne yazar? Tabi ki anlatacakları olanlar yazar. Ben en çok insandan sıkıldığımdan yazarım çoğu kez. Duvara konuşur gibi kâğıda atarım düşüncelerimi, İnsan a atacağıma. En azından kâğıt hatır bilir. Kabullenir dediklerimi. Olduğu gibi kabullenir hem de. Ne bir eksik ne bir fazla. Tüm çirkinliğiyle alır, güzel gibi gördüklerimizi.

İşte insan çırıl çıplaktır kağıtla dertleşirken. Türlü dolambaçlı yollar, ikili düşünceler ve hatta insanlar vardır. Hepsi de beyaz kâğıda yazarlar. Burayı da karalar kirletirler. Ama aslında dolandırdıkları kendileridir. Hiçe sayarlar gerçekliklerini. Akılda kalır zannedilir ama akılda kalmaz gerçek olur. Kağıttaki yalanlar. Unutulur, kâğıdın beyazlığı ve huzuru.

Tüm hayatım boyunca bu huzuru bulmaya, yeniden keşfetmeye çabaladım. Bilin diye değil kendime kanıtım olsun diye yazıyorum bunları. Kimseye Zarar vermek istemedim. Belki hatam oldu kırdıklarım da hatta… Ama kasıtım asla… Düşüncelerim pek tabi ki oldu, kimi uydu… kimisi rahatsız etti birilerini ama hep samimiydi. Beyazdı kâğıt gibi.

Duruş                ;

Geçenlerde duvara çarptı hayat. Bir parıldama oldu rutinin içinde ve boğuldu gitti. Ama çok anlamlıydı. Gece çakan çakmak taşı gibi yer etti yüzümüzde. Kustu tüm nefretini saçtı ortalığa kirletti ne ifade ediyorsa kendi adına. Önce kendi kayboldu karanlığında sonra en son kokusu. Ne kâğıdı kâğıttı ne de aydınlığı kalıcıydı. Tükendi kendi içinde.

Kayıp                 ;

Bu ne hırstı iki eliyle saran boğazını. İşte böyle çarptı hayat duvara. İşte o kadar beyazdı ki kalmadı hafızalarda. Yazılmadı gerçekleri, tüketti kendisini. Unutuldu. “Acı beyaz” oldu. Hatırda kalansa sinsi bir koku. Küçüldü ve yok oldu. Bize kalansa gözde morluk kulakta çınlama.

21.11.2019 – Altuğ Aytaçoğlu

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.