Kelime anlamını atladığımız güzel bir dilekten başka bir şey değil. Ama Bundan fazlası var. İçinde “Seni gördüm! Umursuyorum! Farkındayım!” anlamları da var. Ve söyleme şekli, her kültür ve toplulukta farklı. Yabancı bir topluluk ile karşılaştığımızda ilk öğrendiğimiz onların selamlama biçimidir ve içinde o topluluğun kodları vardır. Yani önemlidir selamlaşmak.

   Bazı İnsanlar vardır, hani her gün karşılaşırsınız… Normal şartlar altında çok dikkat çekmez ama bu hareket bir süre sonra bir “tavır” şeklini alıyor. Hani sabah şirkete gelirsinizde köşeyi dönünce karşılaşırsınız. Selam verirsiniz, Oda selamınızı alır. İş arkadaşısınızdır. Aynı ofistesinizdir. Tanıyorsunuzdur yani…” Ne gariplik var bunda şimdi?”  Yoktur zaten… Gariplik… Bu seremoninin gerçekleşme tepki süresi ile ilgilidir. Sanki siz selam vermeseydiniz bu seremoni hiçbir şekilde gerçekleşmeyecekmiş gibi gelir. Bu tip insanları nasıl bir sınıfa sokacağımı bilemedim. Kendilerini ayrı bir sınıfta hissettikleri kesindir ama neredeler? Hayatın her alanında kişinin kendini özel hissetme çabasını anlarım, saygı da duyarım. Zaten sorun özel hissetmede değildir. Sorun farklılığın pozitif sizinkinin negatif olduğu düşüncesidir. Bu düşünce insanların aralarındaki samimiyet duygusu azaldıkça daha da arttı. İşte bu samimiyetsizlik, Sosyal medyanın yaygınlaşmasıyla çığ gibi büyüyen anti-sosyal bireylerin sonucu gibi duruyor. Maalesef hepimiz etkileniyoruz. Belki eskiden de vardı ama azdı ve de Eskiden Samimiyet vardı, doğallık vardı.

   Hayatımızda giderek artan rekabet ortamı, bireylerin birbirlerini istisnasız rakip olarak görmesi, gerçek arkadaşlık, dostluk gibi hissiyatların oluşmasının önüne geçiyor. Karşılaşılan bir ortamda birisi diğerini gördüğünde ya seslenir ya da yanına gider selam verilir. Bu işin normali budur. Ama gördüğünüz tanıdığınıza selam vermeyip; “gelecek ise o gelsin! Önce o gelsin.” Gibi çarpık bir düşünce olabilir mi? Maalesef evet! Hem de çok yaygın. İşte gelinen nokta burasıdır.

Herkesin elinde bir telefon kendi kabuğumuza çekilmiş.
Kendi dünyasında. Yanında – yöresinde kim varsa ona düşman.
O nu engelleyen. Ama görmeyen.
Bende mi bu gemideyim?
Bende mi görmezlikten gelmeliyim?

Çok zaman, Acaba bende mi Selam vermesem mi? Diye düşünmeden edemiyorum. Ama bu tuzağa düşmeyeceğim. İnatla ve İnadına GÜNAYDIN!!

Altuğ Aytaçoğlu – 19.09.2019

Günaydın!” üzerine 4 yorum

  1. Günaydın Altuğ abim insanları tanımak artık çok zor herkes öyle birbirine düşman edilmiş ki her bir kişinin içine öylesine kin doldurulmuş ki artık insanlar eski arkadaşlarıyla bile selamlaşmaz olmuş. Malesef ki yaşadığımız bu dönem kara bir dönem inşallah aydınlığa çıkarız.

    Beğen

  2. Sevgili çalışma Arkadaşım ben her zaman karmaşık dedikodu kazanı olan bir topluluğun içinde dahi sahici samimi içten günaydınlarımızı hiç unutmadım ve biliyorum ki her ne koşul içinde olursa olsun insan içtense içten birini bulur ve günaydın der…izleyenlerin ise dikkatini çeker…belkide çok büyük bir eğitimdir bu…alabilen alır…biz samimi ve içten günaydınlarımıza devam edelim 🤗

    Beğen

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.