Bir Süredir Canım yurdumda değişim rüzgârları esiyor. Bu değişimi olumlu da olumsuz da karşılayabiliriz. İşin püf noktası, görebilmektir. Gördüğünü algılayabilmek ve sonrada yorumunu yapabilmek gerek. Hah! İşte bu yorumlama işi gerçekten konudur. Konudan konuya atlamak istemiyorum. Konumuz “Siyasete uzak yakın bulaşan herkes, yalana bulaşır mı?” ancak bu konu ya girmem için Siyasetin içindeki insanların kafamızda profilini de oluşturmam gerek. Gerçi bu konuda da sıkıntı var. Çünkü konu Siyasetçinin kendisinden çok içinde yaşadığı toplum, belirleyici bir etken olarak karşımızda duruyor. “Toplumun bu durumuna siyasetin sonucudur” bakışıyla bakabilirsek. Kendi kendini besleyen bir yangın durumudur. Siyasetçi, TDK da “Karşısındakinin duygularını okşayarak çıkar sağlayan kimse,” olarak tanımlanır. Gerçi bu kurumun başındakilerde bürokrattır. Ve Bürokratlar maalesef siyasetin estiği yöne yelken açarlar. Toplumda bazen siyasetçiden sebep infial durumu yaratır. Ancak Saman alevi derler ya… O hesap. Ertesi güne hiç bir şey kalmaz. İşte böyle bir ortamda da siyasetçi istediği gibi top koşturur. Zaten maalesef takım tutar gibi parti tutuyoruz. Karşıdakinin iyi yaptıklarını kötü, Kendimizin kötü yaptığını iyi görmeye çalışıp olumsuzda olsa iyi görürüz. Nasıl bir toplum olduk? Ne bir duruş kaldı, Ne bir söze kıymet… Kalmayışlarımızı tüketip duruyoruz. Açıklamamda fayda var, Ben hiçbir siyasetçiyi ya da partiyi tutmam. Zaten tutabileceğim bir parti de görmüyorum. Daha özele gidersek bin ayrımı yapmadan siyasetçi sevmem. Siyaset edeni de sevmem, haz etmem. Bu tarafa bürokratları da katarım. Bir dikkat edelim… bu memlekette Ulu Önder Atatürk’den sonra, İktidara gelmiş herkes Memleket için tek bir şey yapmamış, Hep bir koltuk sevdası güdümüyle kararlar olmuş, Şöyle bir genel düşünün bütünü görmeye çalışın… Göreceksiniz eminim. –tabi ki istisnalar kaideyi bozmaz. – (Peki, size bir soru… Bahsi geçen bu istisnaya taraf mısınız? Kendimize Ne kadar Adil ve dürüstüz?)

Her şey bir tarafa, Hadi Siyasetçiyi, bürokratı anlıyorum(!), peki bize ne oluyor. Bize ters gelen durumlara neden müdahale etmiyoruz? Ya da aslında edemiyor muyuz? Güncel hayatımızda haklı olarak 0,50 TL’nin hesabını yapıyoruz. Ama iş Siyaset olunca Milyar dolarlar iç ediliyor kimsenin gıkı çıkmıyor. Hatta haklılığı tartışılıyor. Yanlış anlaşılmasın harcanmasına karşı değilim. Tabii ki Memleket yönetilirken para harcanır. Ama harcayan da hesabını versin kim nereye ne harcamış hesabını tutalım. Hesapsızca harcayan tabii ki hesabın tutulmasını istemez. Çalar çırpar. Ama en fazla itibarı olanda o dur. Bakın ayrım yapmıyorum. Siyasete bürokrasiye kim bulaşır ise, herkes aynı kefeye girer. Tüm bu topluluk yani en çok itibarı görenlerden bahsediyorum. Toplumun içinde de hiçbir işe yaramayan da onlardır esasen. Bir düşünün Hiçbir iş yapmıyor ama yapanların parasıyla zevk ve sefa içinde yaşarken tebaası türlü sıkıntı ve çile yaşıyor. Bir düşünün Kişi olarak değil kastettiğim kesinlikle, ama mesela Milli (!) eğitim Bakanı’nın bu memleketin eğitimine katkısı nedir ne kadardır. Savunma bakanı dış tehditlere karşı bizi ne kadar savunabilir. Tamam, kabul ediyorum… İşler böyle gitmiyor ve bu adamlar idareci. Yahu nasıl bir dünyada yaşıyoruz. Bana bir tane kademede liyakat var deyin ben özür dileyeceğim. Bu memlekette konusu ile ilgili hangi konuda en bilgisiz var. Onu bulup o işin başına koyuyoruz. Neden mi? Saatlerce yazılabilir ama işin özü bence bize yöneten değil yönetilen lazım görüşüyle hareket ediliyor. Bilen adamı kolay yönetemezsin ikna etmen gerekir. Bir kişi bilmez ise ona ne desen o yöne gider. Tebaadan cılız itirazlar gelir ama onları da “Emir yükseklerden” diyerek savuşturulur. Dayanan dayanır, Dayanamayan basar istifasını gider. Yenisi gelir peşi sıra. Oh! Ne Alâ!

Maalesef memleket böyle yönetiliyor. Kaynaklar çarçur ediliyor, kişisel çıkarlara peşkeş çekiliyor. Koca devletin mutlaka gizili işleri olur ama ezotonik birlikler gibi yönetilmez ki. Bu yaklaşımın etkileri her yerde her kesimde hissedilir. İtibar gören kaptan hep gemisini yürütendir. Bozulduk. Rüküşlük itibar görür oldu. Saçımız sakalımız tuhaflaştı. Bilimsel bakış kendisini bıraktı yobazlığa. Çünkü bilmediğimiz bilime düşman olduk. Hep derim bize siyaset değil bize Devlet Adamı gerek. Çözüm, bireysel ve bilimsel eğitim. Doğamıza geri dönmeliyiz… 19.05.2019

Sevgiler…


Altuğ Aytaçoğlu – 19.05.2019

Siyasete uzak yakın bulaşan herkes, yalana da bulaşır mı?” üzerine 2 yorum

Altuğ Aytaçoğlu için bir cevap yazın Cevabı iptal et

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.