Çözümlememi, Olabildiğimce Sade anlatmaya çalışacağım. Baştan söyleyeyim “Yahu ne anlatıyor bu adam” yerine, Sen de bir cevap yazmıyorsan ve belki şimdi “buna vakit ayıramam diyorsan” varlığını kabul etmiş oluyorsun.

Hallaç Pamuğuna dönmüş yurdum. Parça parça, lime lime edilmiş her bir düşünce her bakış açısı. Başkalaştırılmış, Ötekileştirilmiş. Israrla “Yahu durun!” “Neler oluyor!” “Yapmayın bizler kardeşiz!” diyerek Sağduyu aşılamaya çalışan bir kitleye rağmen, beyinlerimiz bölündü.

Bir defa, eğer tedavi olacaksa, başta hastalığın varlığını kabul etmeliyiz. Daha sonra sağlıklı bir tedavi süreci için travma sonlanmalı. Yaranın etrafındaki pisliği temizle de sonra tentürdiyot sür. Diş Hekimi neden Hastasında uyuşturucu kullanır? Neden iltihaplı diş çekilmez? Ya da “Savaş” ve “Yara” Kelimelerinden sonra ilk akla Morfin gelir? Somutlaşınca En karışık olgular bile anlaşılabilir olabilir.

Geçtiğimiz 10-12 sene – Şahsım adına – söylemekten yoruldum artık. Sudaki kurbağa gibi uyuşturulduk. “Duk”lu geçmiş zaman kullandığıma bakmayın. Halen daha uyuşuğuz. Öyle bir anda geçmez bu narkoz. Ama Ameliyat masasından bizi, yatağımıza getirecek, Ayık ve aklı başında Aydınlara ihtiyacımız var. Ama biz, –derken bile ötekileştiğimiz açık – alkolün dibine vurmuşken bile “Ben Sarhoş değilim! Araba kullanabilirim” diyebilen ötekileriz.

Neler oluyor etrafımızda… “Batıyoruz, Gemi Su alıyor.” Tümceleriyle özetlenebilecek bir halimiz varsa da. Genişten Alalım virajı… En başında beri hatalı giden bir hayat yaşıyoruz. Evet sonuçta gelinen noktada. Herkes birbirini suçlar durumda ve kimse hiç kimse kendisini ötekine anlatır pozisyonda değil. Söylemler, hep ait olduğumuzu düşündüğümüz kitleye yapılıyor. Karşı taraftan gelecek bir söze, bir bakışa bile tahammülümüz yok. Zaten yapıcı bir söz de kurulmuyor. “Kelimeler, bizim hayatımızı yönetir” bunu hiç unutmayın. Şimdi biraz Sondan başa gidelim. Tarihler 20.03.2014 ve TAPE ler havalarda uçuşuyor. Kısa bir süre önce Adli makamlara yansıyan Yolsuzluk ve Dolandırıcılık iddiaları, senelerdir bildiğimiz bir gerçeği tokat gibi çarptı yüzümüze. Sanki bilmiyorduk ta yeni aydınlandık. En başından belli idi ortada bir dolabın döndüğü, bir oyun kurgulandığı. 17 aralık 2014 te birileri (cidden söylüyorum yazının bu kısmı için birilerinin kim olduğunun hiç önemi yok) kurbağaya suyun kaç derece olduğunu söyledi. Şimdi bir sıçrama yapmam gerek. Aynı yere döneceğim. Ortada gezinen TAPE ler var ya…Hani, paralelin organize ettiği hani illegal olduğu söylenilen. Peki kabul de –şimdi sıçradığımız yere dönelim- İşte o TAPE ler Suyun sıcaklığını ölçen derece değil midir? Kazanı kaynatan, yani kurbağanın bilgisinden endişelenen ve onu “Hayır su esasında kaynamıyor, gayet güzel” diyen için derecenin zaten hikayede yeri yok ve illegal. Peki kim bu dereceyi tutan… Bu hikayede aslında Kepçeyi elinde tutan dışında herkes paralel olabilir. ( yazının bu kısmı için halen daha Paralelin kim olduğunun hiç önemi yok. ) Devam edelim… Ortam sıcaklığının billboardlarda deklare olmasının ardından kepçeyi tutan “derece hatalı” “dereceyi tutan şöyle, yok böyle” der. Dereceyi tutan ise Hala tek yaptığı “ortam ısınıyor bak burası sıcaklaşıyor.” Demekten ibaret.

Evet, belki bu hikayede derecenin varlığı yanlış. Ama bu suyun sıcaklığı gerçeğini değiştirmiyor. Yani Kanıt illegalse verisini yok mu sayalım. Hadi oradan. Ama olan budur. Gerçekten de halen daha “derece illegal, o zaman su hala soğuk” diyebilenler var. Sudaki Merkez medyanın bazıları el ve ayaklarındaki ufak yanmaları hissetmeye başladı. Dedikoduların yayılması haberin doğruluğunu kanıtlarcasına reaksiyonu hızlandırıyor. Kepçeci durumdan mustarip, Ha bire şunu deyip duruyor “Su serin aslında. Esasında dışarısı sıcak” diye. Kazanda elinde derece olanları, ayırmaya çalışıyor, Neden? Sesleri duyulmasın diye. (Burayı gerçekle bağlayalım) Ayrılanlar, Hâkim, Savcı ve polislerin bir kısmı değil mi?

Peki, gelelim şu paralel meselesine. Paralel den ne anladığımız tarih bilgimizle direk bağlantılı. Şimdilerde Paralelin, F tipi Cemaat diye adlandırılan yapının olduğunu söyleyenler için doğruluğunu kabul etmekle birlikte çok eksik olduğunu da söyleyebiliriz. Tarih, diyorum çünkü Ateşli silahın Osmanlıda ilk kullanılmaya başlamasından bu yana algımızın açık olması gerek. Paralelin bir yapı olduğu bir gerçek. Ama F tipi bir yapı tanımı çok basit olur. Bu Paralellik Dersimde Silah yapımında kullanılan madenlerin yağmalanmasında, 2 Meşrutiyetin ilanında, Kurtuluş mücadelesinde, 60 ihtilalinde, 12 Eylül, 28 Subat, aralarda atladıklarım olmakla beraber en son, 17 Aralık süreçlerinde kendini tanımlamış bir yapıdır. İster Derin devlet deyin, İster ihtiyarlar konseyi fark etmez. Sonuçta hepsi bir paralellik sonucunu doğurur. “Paralelin Neticesi nedir peki?” Bu konuda,ben Memleketin bekasına bakarım. Kurtuluş mücadelesinde Kuvva-i Milliyede Paralellik gösterir, 2. Meşrutiyetin ilanında İttihat ve terakki de. Şimdi buradan Hikayemize geri dönelim… Kazanın başında bir kepçeci vardı. Ama Sahnedeki birkaç Aktör daha var. Kepçecinin kulağına fısıldayan ve kepçeyi ve ocağı nasıl kullanacağını ve bazen de direk müdahale eden bir aktör. Nasıl mı? Kepçecinin “one minute” ne yol vermek gibi, mesela. Peki bu aktör, Direk nasıl müdahale ediyor?… bir olayı hatırlayalım… Aselsan da çalışan beş mühendisin bir hafta içinde intihar etmesi olayında, su sizce sıcak mıydı? soğuk mu? Bazıları için Su da hep bir karışıklık vardı ama bir kısmımız da dala çıka kazanın dibinden bezelye topluyorduk. Bu aktörlere, Suflör diyebiliriz sanırım. Suflör olarak ABD, İsrail, İngiltere, vs.de diyebiliriz. Bunlar suflör ise Peki oyunun yöneten kim? 18.01.1919 da Paris Barış Konferansında dünyanın En büyük şirket liderlerinin oluşturduğu CFR yani Dış İlişkiler Konseyi (1921 – New York) olamaz mı? Aslında bu satırların her biri için ayrı bir başlık atabiliriz.

Oyunun Büyük ve kapsamlı duruşu, Salonun ihtişamı bizi de etkilemedi değil. Ama bir seferliğine koltuklarından izleme ayrıcalığını yakalarsanız. Kazanda oynadığınız rolü daha net algılıyorsunuz. Ben kendi adıma, henüz locaya geçemedim. Kazanın kenarından görebildiklerim, kısıtlıdır elbette ama en azından gözüm dışarıda. Yine, çok dağılmadan, Kazanımıza geri döner isek. Suyumuzun iyiden iyiye ısındığını söyleyebiliriz. Kepçecinin “Paralel yapı” söylemleri Şöyle dursun, elinde derece tutanlar kepçecini hışmına uğradılar. Kazanın dışındakiler, gerçekleri saklamaktan öte, iğrençliği benimsemekle meşguller. Sanki “Bak bu olanlar, yanlış bir şey değil, yanlış olsa, gizli yaparım. Ama ben açıktan ısıtıyorum.” Durumu ortaya çıkıyor. Garip olan ise; bunu diyen halen daha “su soğuk” da diyor. Geçenlerde bir arkadaşım Vergi Ödediğimi duyunca uzaylı gibi baktı bana. Yanlışlık burada sanırım. Bu durumu, Tutuklu Emniyet Müdürü, Sn. Hanefi Avcı, Haliçte yaşayan Simonlar kitabında şöyle ele alıyor.

“… İstanbul’da görev yaptığım 1992 – 1996 yılları arasında görev yerim Gayrettepe’ydi, evimiz ise Ataköy’de. Her gün akşam geç saatte; özellikle saat 23.00 sularında Gayrettepe’den çıkıp evimize giderken Haliç’ten geçiyorduk. Haliç o zamanlar inanılmaz kötü kokuyordu. tam olarak lağım kokusu duyuluyordu ve ben bu kokuya dayanamıyordum. Arabanın bütün camlarını kapatıyordum. Koku gelmesin diye burnumu parmaklarımla kapatmama rağmen Haliç’ten gelen hafif bir koku bilemidemi bulandırmaya yetiyordu. Haliç’ten geçmek benim için bir ölümdü, daha yaklaşmadan Ok Meydanı’nda burnumu kapatmam gerekiyordu, ta ki tüneli geçinceye kadar. Fakat Haliç’in etrafında yaşayan insanlara bakıyordum; onlar parklarda geziyor, yemek yiyor, hatta bir kısmı piknik yapıyordu, bu kötü kokudan hiç rahatsız değillerdi. Bu durum bana çok tuhaf gelmişti. Demek ki, kötü bir ortamda bulunan insanlar bir müddet sonra oraya uyum sağlayıp alışıyorlar ve bu ortamın çirkinliğini göremiyorlardı. Ne kadar kötü ve sağlıksız bir ortamda bulunulursa bulunulsun bir süre sonra kişinin bünyesi bu duruma uyum sağlayarak kötülüğün farkına varamıyordu.

Bir an için düşündüm. insanın içinde bulunduğu koşullara gösterdiği uyum, pis kokan ortama bile uzuzn süre kalınca alışması, bunu kabullenmesi sadece fiziki bir ortamla mı ilgiliydi? Yoksa düşünceler, sosyal davranışlar, etik kurallar gibi sosyal hayatı etkileyen unsurlar için de geçerli miydi? Aynı şekilde ortama uyum sağlama anlayışını toplumsal hayatın bütün alanlarına yansıtarak, içinde yaşadığımız çok kötü ortamı bile normalleştirmiştik, dolayısıyla hiçbir rahatsızlık duymadan yaşıyorduk…”

Süper Betimleme…

İçinde bulunduğumuz durum, bundan iyi tarif edilemezdi. Temelde her insan bencildir. Ama bencilliğimizin dışa vurumu kötü sonuçlar doğurabiliyor. Son günlerde CHP nin Cemaatle işbirliği içinde olduğu söylemleri dolanıyor kazanda. Ama şu tespitte bulunmak zorundayım. Cemaat, CHP ye oy verecekse CHP “Hayır veremezsin” mi diyecek? Siz, bu işbirliğinden ahkam kesenler, dün siz de bu zümrenin oylarını almadınız mı? Elinde derece tutanların, derecelerini –oyunun kurgusunda olmamasına rağmen- kazana kim attı? Dün Ortadoğu’nun enerji kaynaklarını sömüren CFR nin projesi, BOP un eş başkanıyım diyerek CFR ye hizmet ettiğini itiraf eden kepçeci, Bu gün Orta Doğuya teknoloji satan CFR nin politikası neticesinde tasfiyesine mi sinirleniyor? Ne güzel yaa.. Hep kendine yontacaksın.

Benim kendimden başka kimseye kızmaya hakkım yok. Ben kullanılmama isyan etmiyorsam, beni kullanana kızmamın ne anlamı olur? Bana müdahale ettiğinden yakındığım ülkenin başkanı, kendi ülkesinin bekası için çalışıyor. Yakınacağına sende

Ağaç demiş ki baltaya
sen beni kesemezdin ama
ne yapayım ki sapın benden
bak şu ağacın bilincine sen
ölen ben, öldüren benden

Ruhi Su

Gerçeğe açılan yolda, Işığınız Bilim olsun…

Saygılarımla

Altuğ Aytaçoğlu – 20.03.2014

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.